Bahar aşıkları ortaya çıktı birer birer. Kuytularından binaların; sarmaş dolaş halleriyle güneşe yakınlaştılar. Kızlarda daha açık saçık giyinebilecek olmanın sevinci, bugün üstlerine geçirdikleri şortlar boyunca akın ediyor "bakanların" gözlerine. Kimisi, yüksek topukların üstünde "daha da çekici olmalıyım" mesajlı bir seksapeli, kimisi de spor ayakkabıların içinde ölçülü bir "duruşu" taşıyorlar. Vurdum duymazlık ise her iki grubun ortak yanı. Gençliğin verdiği cahil umudu taşıyorlar. Sanki bir gün gelecek bir şey olacakmış hissi.. bu yaşlarda henüz ne kadar da canlı ve dipdiri. Ben yaşta birinin yazdıklarından onlarca yıl daha genç (!) bir umut.
Banklardan birinde oturduk; otuz yaşına bir kala'yı yaşayan sevimlilikle cazibeyi iyi harmanlamış arkadaşım ortak sorunumuzu deşiyor. "Biz neden böyleyiz?" diye soruyor ve yanıtlıyor ardı sıra. "Şefkat dolu bir ailede mutlu bir çocukluk geçirdim ben, "diyor. "Neden böyle oldu? Anlamıyorum," diye anlamadığını bana anlatmayı sürdürüyor. Benden de bir yanıt beklermiş bakışına karşı: "Senin ortaokulda/lisede hiç sevgilin oldu mu?" diye soruyorum. "Bak, bundan olmuş olabilir. Benim olmadı. O yılların sonrasında kendimi sert ilişkilerin içinde buluverdim. Yavaş yavaş öğrenmem gerekenleri, birkaç yılın içinde yaşadım ve tükendim, "diyorum.
Bankın etrafındaki sevgilileri gösteriyorum: "Bunlardan hiç olmadım ben," diyorum.
Arkadaşım, sanki hayatın anlamını bulmuşcasına heyecanlanıyor: "Evet, işte ben de yaşamadım yaşamam gerektiği gibi. Şu an yalpalıyor olmamın nedeni bu olmalı. Bu çocuklar, birbirlerine sarılıyorlar, öpüp koklaşıyorlar ya.. ya.. ben hiç yaşamadım bunları, evet."
"Nasıl davranmamız gerektiğini, neyin "normal" olduğunu bilemememizi ben buna bağlıyorum," diyorum; konuyu daha da "duygusala" vardırmadan sonuca erdiriyorum.
Kendini anlamayan bir insanın, başkasının kendisini anlamasına yardımcı olmaya çalışması ne kadar da saçma. Ben bugün bu saçmalığı yapıyorum. Söylediklerimin içinde doğruluk payına sahip çok şey de olsa, duruma, zamana, kişilere göre gerçeğin ne sonsuz sayıda yüze sahip olduğunu biliyorum. Gerçeğimizin yüzlerini teke indirmek çabasındayız belki de hepimiz. Kaybolmamak ve güven duymak için; aynaya baktığımızda aynı "doğru" yüzü görebilmek için, korkmamak için... sevebilmek için.. yalpalıyoruz.. ulaşmaya çalıştıkça gerçek olana.