2 Nisan 2012 Pazartesi

SENİ SEVİYORUM KONOMASHİİİ


Birkaç gün önceydi sanırım. Sana "Asıl biziz büyümeyen,"demiştim. Bugün, senin doğum günün ve sen gene bir yaş daha büyümedin. Heyecan insanlarından da söz etmiştim birkaç sene önce, hatırlarsın sanırım? Heyecan insanları, içlerindeki heyecanları büyüttükçe kat ettikleri yıllar küçülüyor. Heyecanlarından (!) geçen yılları fark edecek dikkati toplayamadıkları için yaşam üzerinde,  diğerleri büyürken onlar aynı heyecan yaşında kalıyorlar.
Bak kırka dayadığımız merdivenin son iki basamağındayız şimdi. Ve sen kaç yaşındasın, söyle bana:)  İçinden geçeni söyle, çekinme. Hangi heyecan yaşındasın be arkadaşım? :)
Şu geçen sene, heyecan yaşayacağım diye senin heyecanından çalan insanlar yüzünden epey sıkıntı yaşadın. Bil ki o insanların heyecan dedikleri ile bizim heyecan dediklerimiz çok farklı. Zaten biliyorsun bunu. Bildiğini biliyorum ben de. Ateşini kendi içinde kaynatan, birilerini zarar veririm korkusuyla, bir türlü patlayamayan bir yanardağcık gibiyiz senle. Ya da iki yanardağcık. Biliriz ki ateşi küle çevirdiğimizde geriye bir şey kalmayacak. O nedenle ateş ateş yanıyoruz. Etrafa saçacağımız küller, ateşi ateşlikten de eder... yanardağcık da söner gider. Erimesin aman kimse lavlarımızla.... İçimizde olsun, yaksın. Ateş olsun, yaksın. Ateş olsun, bizi yaksın. Patlayamayan yanardağcık olmak ne zor, değil mi? Patlayabilsen zaten YanarDAĞ (!) olursun, olurum.
Bu kadar betimleyememe yeter. Canım sıkıldı. Hayatım boyunca, betimlemelerimi ancak hisleri birbirine vurdurup- kırdırıp, nadiren de barıştırıp yapabildim ben.
Yorgun bir pazartesi akşamında, heyecan yaşın kutlu olsun sevgili yanardağcık. Birbirimize benzediğimiz noktalardan seslendim sana. Benzemediklerimiz de benim için özel.. evet özel ayrımlar.
Özledim seni.. haydi içelim. Bir gün artık, haydi içelim. 

P.S. YUH ARTIK bir sene olacak buluşalım!

1 Nisan 2012 Pazar

GÜNLÜK TADINDA..

Pazar gününe saat on ikide uyandım. Ne güzel uyumuşum.. ne güzel uyandım. Baharı seviyorum, evet. Evde artık tadilatların son günü. Bu da dayanmak zorunda kaldığım haftasonu tak tuklarına son anlamını taşıyor. Sakin ve sessiz olmak için çok nedenim var. Dün gece çok komik rüyalar gördüm. İçinde Nehir İda, Konomashii ve Umar vardı. Hemen heyecanlanmayın. Net üzerinden birbirimize videolar, şarkılar yolluyorduk. Bu kadar:) Valla ben de anlamadım niye gördüm sizi. Rüyanın ikinci yarısında ise, sınavları gördüm. Bunu anladım ama.. İçim dışım sınav oldu malum. Sınavda hata varmış rüyası gayet anlaşılır şey. Bir de ders doldurmak zorundaydım. Hem de sekiz saat. Sekreterimiz ile aramda geçen konuşmalar komikti:
"Hocam, neden girmediniz derse?"
"Ya ağladım ben.. O sırada aklımdaydı ama sonra gerçekten unutmuşum derse girmeyi."
"Olsun hocam ben buraya işlendi yazıyorum. Siz bundan sonrakilere girersiniz."
Ondan sonraki derslere girmeden uyandım neyse ki. Bugün pazar sevinci ile hem de. Pazar sabahına sevinmek böyle bir rüyadan sonra... Anlaşılır. İşte böyle.. Kahve yaptım; Türk kahvesi. Ama kocaman bir mug dolusu.. Yarısını sıcakken içtim. Diğer yarısını soğukken. Hatta hala birkaç yudum var içinde.
Bugün film izleyeceğim. Biraz da uyumak istiyorum.
Dersler iki haftalığına bitti. Yarın ve salı final.. sonra kağıt okumalar.. diğer hafta üç gün workshop... maalesef ödevli sertifika alımlı bir şey. Dinlenmek istiyorduk, olamayacak. Öğrenciler dinlenecek, biz gene çalışacağız. Sonraki iki gün ise öğrencilerin itiraz dilekçelerini okuyacağız. Nefes almak için gene de iyi bir dönem. Nefes alacağım. Nefes.. Gezeceğim de. Mis.
İşte böyle... günlük yazdım yaşasın!