Birkaç gün önceydi sanırım. Sana "Asıl biziz büyümeyen,"demiştim. Bugün, senin doğum günün ve sen gene bir yaş daha büyümedin. Heyecan insanlarından da söz etmiştim birkaç sene önce, hatırlarsın sanırım? Heyecan insanları, içlerindeki heyecanları büyüttükçe kat ettikleri yıllar küçülüyor. Heyecanlarından (!) geçen yılları fark edecek dikkati toplayamadıkları için yaşam üzerinde, diğerleri büyürken onlar aynı heyecan yaşında kalıyorlar.
Bak kırka dayadığımız merdivenin son iki basamağındayız şimdi. Ve sen kaç yaşındasın, söyle bana:) İçinden geçeni söyle, çekinme. Hangi heyecan yaşındasın be arkadaşım? :)
Şu geçen sene, heyecan yaşayacağım diye senin heyecanından çalan insanlar yüzünden epey sıkıntı yaşadın. Bil ki o insanların heyecan dedikleri ile bizim heyecan dediklerimiz çok farklı. Zaten biliyorsun bunu. Bildiğini biliyorum ben de. Ateşini kendi içinde kaynatan, birilerini zarar veririm korkusuyla, bir türlü patlayamayan bir yanardağcık gibiyiz senle. Ya da iki yanardağcık. Biliriz ki ateşi küle çevirdiğimizde geriye bir şey kalmayacak. O nedenle ateş ateş yanıyoruz. Etrafa saçacağımız küller, ateşi ateşlikten de eder... yanardağcık da söner gider. Erimesin aman kimse lavlarımızla.... İçimizde olsun, yaksın. Ateş olsun, yaksın. Ateş olsun, bizi yaksın. Patlayamayan yanardağcık olmak ne zor, değil mi? Patlayabilsen zaten YanarDAĞ (!) olursun, olurum.
Bu kadar betimleyememe yeter. Canım sıkıldı. Hayatım boyunca, betimlemelerimi ancak hisleri birbirine vurdurup- kırdırıp, nadiren de barıştırıp yapabildim ben.
Yorgun bir pazartesi akşamında, heyecan yaşın kutlu olsun sevgili yanardağcık. Birbirimize benzediğimiz noktalardan seslendim sana. Benzemediklerimiz de benim için özel.. evet özel ayrımlar.
Özledim seni.. haydi içelim. Bir gün artık, haydi içelim.
P.S. YUH ARTIK bir sene olacak buluşalım!
